Davutoğlu Medyası “CUMHURBAŞKANI’NIN KANDIRILMA HAKKI VAR VATANDAŞIN YOK”

Ocak 27, 2017, 11:49 pm 1.941 izlenme

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığıyla bilinen Karar gazetesi yazarları Hakan Albayrak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı, Etyen Mahçupyan ise AKP’nin Başkanlık tasarısı ve tasarıyı savunanları eleştirdi.
Son dönemde Erdoğancı medya ile Davutoğlu medya arasında çok sert atışmaların yaşandığı bir kavga yaşanıyor. Albayrak ve Mahçupyan, Başkanlık sistemi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirirken, Güneş gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Turgay Güler ise isim vermeden “Sinsiler kimdir diye soruyorlar” diyerek AKP’li olup AKP ve Erdoğan’ı eleştirenleri göndermelerde bulundu.
Turgay Güler’in mesajları şöyle:

CUMHURBAŞKANI’NIN KANDIRILMA HAKKI VAR VATANDAŞIN YOK
“AKP’liyim” diyen Hakan Albayrak bugünkü köşesinde Cemaat’in bankası olan Bank Asya’da hesap açtığı için açığa alınan bir öğretmenin mektubunu köşesine taşıdı. Her gün benzer mağduriyet haberleri aldığını yazan Hakan Albayrak, “Büyük mağduriyetler ve mazlumiyetler yaşanıyor bu meselede; ödümüzü koparması gereken haklı ah’lar yükseliyor.” ifadelerini kullandı. Hakan Albayrak yazısının devamında Cumhuriyet Erdoğan’ı eleştirerek şöyle yazdı:
“Cumhurbaşkanı ‘Kandırıldık’ diyor… Devletin kandırılma hakkı var da vatandaşın yok mu? Koca devletin kandırılmasını kabul edebiliyoruz da sıradan bir öğretmenin kandırılmasını mı kabul edemiyoruz? Devlet, 17-25 Aralık sürecinde bile Bank Asya’ya karşı harekete geçmedi. Bank Asya’nın TMSF’ye devredildiği tarih 30 Mayıs 2015. Üstelik devredilme gerekçesi terör filan değil, bankacılık usullerine aykırılık… Ama bir öğretmen, o bankada hesap açtığı için süründürülebiliyor işte.”
DALGA GEÇTİ
Eski Başbakan Davutoğlu’nun danışmanlığını yapan Etyen Mahçupyan ise bugünkü köşesinde AKP’nin Başkanlık tasarısını eleştirdi. “Önerilen değişikliği ‘demokratik’ bir adım olarak savunmak gerçekten çok güç, çünkü durum pek tartışmaya izin verir türden değil…” ifadelerini kullanan Mahçupyan, Başkanlık tasarısını itirazını şöyle sıraladı:
“1) Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçiminin aynı gün olması cumhurbaşkanı ile parlamento çoğunluğunun aynı partiden olma ihtimalini artırıyor. Cumhurbaşkanı istediği an Meclis’i feshederek seçime gidebilirken, Meclis bunu ancak beşte üç oyla yapabiliyor. Buna cumhurbaşkanının aynı zamanda kendi partisinin başkanı olması, KHK çıkarma yetkisi ve Meclis’in bütçeyi denetleyememesi eklenmekte. Yani Meclis cumhurbaşkanının sözünden çıkamayacağı gibi, onun iradesine uygun kanun çıkarmakta da tereddüt etmeyebilir. Ayrıca eğer böyle bir durum olursa zaten cumhurbaşkanının veto yetkisi bulunuyor. Böylece yasama cumhurbaşkanı karşısında tümüyle edilgen kılınıyor.
2) Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın doğal üyesi olduğu, cumhurbaşkanının ya doğrudan ya Meclis yoluyla çoğunluğunu seçeceği ve bu tercihleri denetleyecek hiçbir mercinin olmadığı bir HSYK ve zaman içinde cumhurbaşkanının seçtiği bir Anayasa Mahkemesi oluşturuluyor. Yani yargı cumhurbaşkanına bağımlı hale geliyor.
3) Cumhurbaşkanının tüm üst düzey bürokratları atama yetkisi kimse tarafından denetlenemiyor ve bürokrasi cumhurbaşkanının emrine veriliyor.
4) Cumhurbaşkanı OHAL ilan edebiliyor ve Meclis’in onaylama süresi üç ay. Eğer partisi Meclis’te çoğunluğu elde tutuyorsa, pratikte süresiz hale gelen bir OHAL düzeni üretilebiliyor ve cumhurbaşkanı kendi kanaatine dayanarak özgürlükleri ve siyasi faaliyeti kısıtlayabilen KHK çıkartabiliyor. Öte yandan cumhurbaşkanının kendisinin yanında, seçimle gelmemiş yardımcıları ve bakanlar da Meclis kararı olmadan siyasi tasarruflarından ötürü yargılanamıyorlar. Bu da Meclis çoğunluğuna sahip bir cumhurbaşkanı söz konusu olduğunda, yürütmenin tümüyle ve ömür boyu yargı dışı kalacağını ima ediyor.”
Mahçupyan yazısının son bölümünde tasarıyı ‘demokrasi’ diyerek savunanlar dalga geçerek şöyle yazdı:
“Bu öneriyi ‘demokratik’ bir adım olarak savunmak gerçekten zor. Onun yerine şu muhakemeyi öne sürebiliriz:
1) Öneri antidemokratik olabilir ama her antidemokratik yönetime aynı şansı veriyor. Başkası da yeterli oyu aldığında aynı güçte bir antidemokratik yönetim kurma şansı elde edebiliyor.
2) Tarih toplumsal çeşitliliğin karmaşa ürettiğini, toplumu edilgen kılan ‘milli’ çözümlerin tercih edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu ise ancak tek şef yönetiminde ve halkla ‘organik’ bütünleşme sayesinde olabiliyor.
3) Bilindiği üzere bitmeyecek bir savaş halindeyiz… Böyle bir ortamda demokratik yollar beka sorunu yaratacak ve tarihten silinmemize yol açabilecektir. Dolayısıyla milli bir şef zaruri ihtiyaç haline gelmiştir.
4) Milletimiz uzun bir zamandan sonra ilk kez kendi kaderini tayin hakkı elde etmiştir… Bunu kendi fıtratına göre kullanmasından daha doğal ne olabilir?
Eğer karşımızdaki kişi hala demokrasiden falan söz ediyorsa artık ne yapılabilir bilemiyorum. Ama bunlara aniden FETÖ ile ilişkilerini sorarak konuyu çarpıcı bir mecraya sokabilir ve üstünlüğü yeniden elimize alabiliriz. Şunun şurasında birkaç ay kaldı zaten…”

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

KÖŞE YAZILARI

Güney Türkistan yardım bekliyor

ERHAN ÖZTUNÇ

COVİD 19 NEDİR?,NE DEĞİLDİR?

DR.İRFAN SUMRU

Mutlu yorgunluklar ve Yürek dolusu Teşekkürler..

ERHAN ÖZTUNÇ

BENZER HABERLER