Bende beğenmiyorum bunları

Haziran 2, 2017, 11:27 pm 455 izlenme

PKK, en az on devletin topraklarımıza, ekonomimize, kalbimize ve zihnimize yönelmiş ortak operasyon aracı, hatta ortak kara ordusu. Sorunumuz şu: En az on devletle savaş halinde bulunuyor olmanın sorumluluğu içinde yaşamıyoruz.
Asker ve polislerimizin, PKK adı altında gittikçe ağırlaşan uluslararası saldırı ile mücadele sırasında yaşadıklarına ve şehitlerimize dair haberleri duydukça her defasında dönüp kendime ve topluma bakıyorum. “Ben ne yapıyorum?” ve” Bu toplum ne yapıyor?” gibi iki sorunun uzun cevapları arasında bunaltan bir bakış oluyor bu. Her bakıştan sonra vardığım sonuç aynı. Bu toplum, değer yargılarına yeni biçimler kazandırmalı; onları, işleyen ve üreten yeni yöntemler haline getirmeli. Bu toplum kendini süratle yenilemeli.
Beni bu girişe teşvik ve tahrik eden bir örnek var elimizde. Konu, kurumlara yapılan bağışlar. Eylül 2016′ da 140 ülkede insanların ortalama yüzde 30′ u bir kuruma bağış yapmış. Türkiye’ de bu oran yüzde 12. Kurumlara yapılan bağışlarda 140 ülke arasında sondan 17′ nciyiz. Ortalama, bir Amerikalı yılda 1050 dolar bağış yaparken bir Türk 17 lira bağış yapıyor. Ülkemizde düzenli bireysel bağış yok. Mevcut bağışçılık da ancak 40 yaş üstünün ilgi alanına giriyor. (Doç. Dr. Itır Erhart–Renay Onur)
Bildiğiniz gibi 26 Mayıs’ ta ABD’ de iki kadına ırkçı hakaretlerle saldıran bir Amerikalı, kendisine engel olmak isteyen üç Amerikalı’ nın ikisini öldürdü, birini ağır şekilde yaraladı. Hayatlarını kaybeden Ricky Best ve T. Namkai Meche için yapılan bağış, 29 Mayıs’ ta 600 bin doları (2.2 milyon TL. ) bulmuştu. (BBC) Bu, ırkçılığa karşı çok seçkin ve etkili bir cevaptı. Bu cevabın bana yüklediği ağır soru şudur: Bazen şehitler için hüzünlü kısa yazılar yazıyorsun. Bir şehidin ardından beş kuruşluk bir bağış makbuzu yayınlayabilir misin?
Türkiye düşmanları, düşmanlık faaliyetleri karşısında Türk halkının tepkilerini analiz ederlerken şehit çocukları için yapılan bağışların ve bu konuyla ilgili kurumların gücünü görüp irkilmeliler. Onları etkileyecek olan, cenazelerde attığımız sloganlardan çok, budur.
Evet, kendimizi süratle yenilemeliyiz. Eşsiz olduğuna inandığım bütün faziletlerimizi dev kurumlara dönüştürmeliyiz. Referandum sonrasında, sivil toplum örgütlerinin çok önem kazanacağı yeni bir döneme girdik. Gençlerimizin, bu yeni döneme hızla intibak etmelerini diliyorum. Onlardan beklediğim, dünya çapında sivil kültür ve yardımlaşma-dayanışma örgütleridir.
Genç yazar ve edebiyatçılarımıza da bu vesileyle şunu söylemek istiyorum. Ninelerimizin seccadedeki yitik huzuru, dedelerimizin kehribar tesbihlerinde dalıp gittikleri o eski zamanlar elbette güzel. Elbette yazın yitirdiklerimizin ağıtlarını. Ben de beğeniyorum bunları. Ama unutmayın ki artık sanatınız bizi bizim yüzümüze çarpmalı. Aksi halde süratle yenilenmemiz bir hayal olarak kalabilir.

BENZER KÖŞE YAZILARI

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

DİĞER YAZILARI

Tehlikeli Sınav…

Mart 8, 2017

Nogales…

Mart 8, 2017

Onu Hırpalama…

Mart 8, 2017

Rüzgarınız bol olsun… !

Aslında benim dūnden beri bir bakıma söylemek istediğim ; Kerkük ve Türkmen meselesi, sadece iktidarın...

Eylül 28, 2017

Hüseyin Sözer-Hz. Hüseyin, Kerbela ve Türkler

14 asır evvel Kerbelâ’da dünya tarihinin en büyük trajedisi sergileniyordu. Binlerce kişilik ordusuyla Yezid (lanet...

Eylül 28, 2017

Kerkük’e de gidilir, Gazze’ye de ama bu şekilde değil !

Ülkücüler, Devlet Bahçeli’nin gerektiğinde siyasi figüranı ve milliyetçi oyları toplama taşeronu olmak zorunda değiller… Devletin...

Eylül 28, 2017

Olanla ölene ağlamak

    Olmuşla, ölmüşe çare yoktur demiş eskiler. Olana, iş işten geçtikten sonra ah , vah edenlerle...

Eylül 17, 2017

Bayram, bize bayram…

    Sol sağ, sol, sağ, yarın bayram olsa… Küçüktüm, ufacıktım, top oynadım acıktım. O...

Eylül 1, 2017