İrfan Çakıroğlu’n dan gündeme dair değerlendirme”Türk Milliyetçiliği , Sekülerizm ve Küresel Emperyalizm”

Nisan 27, 2019, 6:19 am 638 izlenme

Yıllar önce liseden mezun olunca hem dil eğitimi hemde üniversite tahsili yapmak için İngiltere’ye gitmiştim. Başarılı bir öğrenim hayatı geçirirken çok kültürlü toplum modelini ve yeni dünya düzeni kabullerini müşahede etme fırsatı elde etmiştim. Toplumsal sosyolojide ailenin değil bireyin ve bireyselliğin öncelendiği , insanların ebeveyn olarak çocuklarına tasarruf edecekleri sevgi , sadakat ve alakayı hayvanlara önceledikleri , cinsel eşitlik normunun tek cinsiyetçi bir pozitif ayrımcılığa dönüştüğü , ahlakın etiğe , kurallar ve evrensel kabullere evrildiği , bütün ayak sürtmelerine rağmen laisizmin “ sekülerizme “ , ulusallığın evrenselliğe dönüştüğü ve yabancı olduğum bir dünya ile tanışmıştım. Kaldı ki dünyanın en büyük monarşisinin demokratik teamüller ile yürütüldüğü bir alandı o dünya.. Aylarca aynı yaşam alanını bir aile gibi paylaştığım eski kuşak İngiliz ebeveynlerimin , orman köylüsü özlüğünde “ Amerikan kültür emperyalizmi “ olarak tanımladıkları kültürel ve sosyolojik dejenerasyona dair bühtanları halen dimağımda .. Yıllar sonra aynı evrensel norm ve evrensel kültür dayatmalarına ülkemizde muhatap olunca “ Küresel emperyalizmin “ tek dil , tek cinsiyet , tek kültür ve sekülerizm “ iddialarının İngiltere’ye has bir medeniyet tasavvuru olmadığını daha iyi idrak ediyorum. Mustafa Kemal’in ölümü ile “ Milli Devlet “ ideali ve toplumsal kabulü olduğu yerde bırakılarak , anayasal kuruluşlarda “ Jakoben “ anlayışın egemen olduğu mutlu bir azınlık oligarşisi oluşturulmuştu. Devletin milletle bağlarının vesayet altına alındığı o dönem , tarihselliği bakımından makus talihimizin başlangıcıdır. Jakobenist iktidar anlayışı ; toplumu seçici olmaktan öte sunulan , ambalajlanan kurtarıcılara mahkum etmişti. Özal “ Neoliberal “ politikaların esas alındığı , üretim anlayışından tüketim toplumuna geçildiği , tarikat ve cemaatlerin egemen anlayışlara paydaş hale getirildiği evrelerin Menderes’ten sonra ikinci siyasi figürü idi .. Maalesef bu ahval Türkeş önderliğindeki “ Türk Milliyetçilerini “ iktidar yürüyüşlerini erteleyerek beka olarak adlandırdıkları karşı duruşa , milli kadrolaşmaya ve millete bir üçüncü yol önerme önceliğine mecbur kılmıştı. Türkeş’e reva görülmeyen iktidar ölümünden sonra büyük bir kamuoyu baskısı ile arkadaşlarına ve evlatlarına da görülmemişti.. Akabinde küresel hegemonyanın ; Projelendirerek iktidar ettiği “ Neoliberal kabullü Siyasal İslam “ kamu tasarrufları ile kendi oligarklarını oluşturmuş , yozlaşmaya referans ettiği “ islamla “ toplumu mesafelendirmiş , ateizm , deizm , sekülerizm gibi küresel argümanların toplumsal kabül tabanını genişleterek misyonunu tamamlama evresine girmiş , Türk milletini “ kahraman , kurtarıcı “ olarak sunulan proje ve ambalajlara mahkum etmiştir. Ne hazindir ki ; Küresel emperyalizmin “ Seküler Türk Milliyetçiliği “ kabulü ile birliğine , dirliğine kast ettiği tek anlayış Türk Milliyetçiliği , Allah’tan ve Türk milletinden başka sahibi olmayan tek yapı Ülkücüler , her şeye rağmen fethedilmeyen tek kale ülkücülerin muhafızı olduğu Milliyetçi Hareket Partisidir. Hakikat ; Gerçeklere kurban edilmeyecek kadar değerli,değerli olduğunu kadar ulvi , ulvi olduğu kadar meşru bir medeniyet tasavvuru iddiasıdır. Rızkımız kesilmediği sürece de hakikati esas alan bir anlayışta , ahseni takvim üzere olacağız.

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

KÖŞE YAZILARI

Siz de hayallerime ortak olun..

ERHAN ÖZTUNÇ

Don Kazakları ve benzeri tarihimiz..

ERHAN ÖZTUNÇ

Seçimlerin Kazanan Tarafı MHP

HÜSEYİN SÖZER

BENZER HABERLER