Ünlü araştırmacı Gazeteci Esadullah Oğuzdan kaçırılan çocuk için sert açıklamalar

Aralık 18, 2020, 12:24 am 104 izlenme

AR DAMARI ÇATLAYANLAR VE ÇATLAMAYANLAR

İzninizle yine Afganistan’daki Türkmen ve Özbek eski-yeni politikacıları dilime dolayacağım. Ben onların bir iki istisna dışında ar damarlarının çatlamış olduğunu sanıyordum. Meğerse içlerinde biraz da olsa vicdan kırıntısı olanlar da varmış. İki genç Özbek siyasetçi, çiçeği burnunda bakanımız Beşir Ahmed Tayanç ile Faryab vekili Haşmat Arman’i görünce bunları hatırladım. Gerçi ikisi de 9 yaşındaki masum yavrumuz Abdurrauf’un kaçırılmasının üzerinden tam 50 gün geçtikten ve onlarca kent ve kasabada meydanları dolduran Türkmenlerin feryatları göğe yükseldikten sonra kerhen geldiler, ama olsun hiç yoktan iyidir. Ama bizimkiler onu da yapmıyorlar, görünüşü kurtarmak için bile taziye çadırına gelmiyorlar. Zira hava soğuk, Kabil’deki sıcak yuvalarından kalkıp 150-200 dolar uçak bilet masrafı yapıp gelmek zor geliyor. Sizleri anlıyorum beyler. Ama unutmayın ki, her biriniz Türkmen halkının oylarıyla ve yine Türkmen kontenjanından bakan, vekil, bakan müşaviri, elçi ve vali olup boş olan ceplerinizi doldurdunuz, yat kat sahibi oldunuz, çocuklarınızı ABD, Avrupa ve Türkiye gibi ülkelerde en pahalı kolejlerde okuttunuz ve okutuyorsunuz.Bütün bu serveti, iki haftadır onlarca kent ve kasabada hakkın yerini bulması için gösteri yapan o sıradan insanlar sayesinde kazandınız. Afgan liderleriyle görüşmelerde kendinizi onların temsilcileri olarak tanıttınız ve makam mevkiyi Türkmen halkı adına talep ettiniz ve aldınız. Dikkat edin, hiçbiriniz ben Avrupa’da, ABD’de şu okullarda okudum, şu takdirnameleri aldım yani şu ana kadar ne yaptıysam kendim yaptım ve hepsi kendi başarımdır diyemezsiniz. Diyebilecek bir babayiğit varsa, çıksın ortaya. Gariban halkımız adına makam mevki ve servet sahibi olup sonra, en zor anında yüzüne bile bakmamak ne demek? Vicdanlı olun demeyeceğim, zira olmayan şeyi istemenin anlamı yok. Hiç olmazsa biraz insaflı olun. Vicdanı olmayanın insafı mı olurmuş, diyorsanız siz de haklısınız. Bizim eski kuşak siyasetçileri bu kadar eleştiriyorum ama içlerinde helal süt emmiş olanlar da yok değil. Şıbırgan’da yapılan protesto yürüyüşü sırasında göstericilerin en ön saflarında yürüyen Cuzcan vali yardımız Abdulkadir Maliye, bunlardan biri. Bir yerel yönetici olarak, hükümete karşı yapılan gösteriye katılmak, kendisine maddi-manevi pek çok imkan ve itibar sağlayan koltuğunu tehlikeye atmak, manevi değerlerin ayaklar altına alındığı günümüz Afganistanı’nda herkesin göze alacağı bir şey değil. Onlarca ziyafette birlikte yiyip içtiğimiz, pek çok anıyı paylaştığımız Kadir Maliye’ye buradan selam olsun. Bir arkadaşımız genç Özbek milletvekili Cemal Babür’ün geçmişte Afgan parlamentosunda Türkmenlerin hakkını savunduğu bir konuşmasının video görüntüsünü göndermiş ve Babür Bey’e haksızlık ettiğmi söylemiş. Babür Bey Türkmenlerin haklarını savunma konusunda ciddiyse, herkesin vicdanlarını sızlatan şu anki insani facia konusunda neden ses çıkarmıyor ve parlamento kürsüsünden hükümeti göreve çağırmıyor? Yoksa geçmişteki o çıkışım bir hataydı, oldu bir kere, mi diyor.Herkesin Vezir Sahip (Sayın Bakanım), diye önünde koşuşturduğu yeni bakan Tayanç’a bir çift lafım olacak: Tayanç kardeşim, herkes biliyor ki sen o koltukta General Dostum’un yüzü suyu hürmetine oturuyorsun, Paşa bir üf dese uçar gidersin, ne koltuk kalır ne de makam. Madem ki Rehber Sahip’in ihsanı ve lütfüyle bakan oldun, işte sana gerçekten hizmet edip halkın gözüne ve gönlüne girme fırsatı: kabine arkadaşların içişleri bakanı ve enmiyet genel müdürü ile konuş, baskı yap ve bir an önce şu masum yavruyu kurtar. Bunu başardığın zaman, yıllardır hayalini kurduğun ve şu an üzerinde oturduğun koltuğun hem hakkını vermiş, hem de büyük bir sevap kazanmış olursun. Abdurrauf’un gözü yaşlı annesinin ve daha binlerce kişinin duasıyla 100 defa hacca gidip gelmiş gibi tüm günahlarından arınırsın. Ayrıca, Türkmen halkının gönlünde öyle bir taht kurarsın ki, yarın öbür gün Paşa’nın ters bir tarafına denk gelip koltuğu kaybetsen bile bizimkiler seni baş tacı eder. Koltuk derken bir an, Karzai’nin iki hükümetinde de Türkmen toplumunu temsilen kabineye girip en uzun süre (yanılmıyorsam 8 yıllık) bakanlık yapan Nur Muhammed Garkın aklıma geldi. Garkın Ağa, Kabil’in en güzel semti Vezir Ekber Han semtinde bakanlık maaşıyla yaptırdığınız (!) üç katlı o muhteşem villanız aşkına, bir ses verin. Neredesiniz? Milli Eğitim Bakanıyken, “ben kendi memlektime bile okul yaptırmadım, diyerek hizmet etmemekle övümüştünüz. Tamam, bakanken hizmet etmediniz, şu an hiç olmazsa taziye çadırına gelip yüreği kan ağlayan halkınıza manevi bir destek veremez misiniz? Yurt dışındaysanız ve gelemiyorsanız, bir mesaj gönderin, o da kabulümüzdür. Ama, kuyuya düşmüş gibi bu sessizlik niye? Dediğim gibi, siz büyükleri rahat bırakmayacağım, sosyal medyada binlerce kişiye ulaşan, kulaktan kulağa yayılan bu tür mesajlar ve yazılarla o lüks konutlarınızdaki rahatınızı kaçıracak, size huzur vermeyeceğim. Ta ki, Abdurrauf anasının kucağına dönene kadar. Esedullah Oğuz

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

KÖŞE YAZILARI

Güney Türkistan yardım bekliyor

ERHAN ÖZTUNÇ

COVİD 19 NEDİR?,NE DEĞİLDİR?

DR.İRFAN SUMRU

Mutlu yorgunluklar ve Yürek dolusu Teşekkürler..

ERHAN ÖZTUNÇ

BENZER HABERLER