Yeni devlet, şaşkın millet, garip ümmet…

Ağustos 5, 2017, 9:28 pm 373 izlenme

 

    İktidar partisi mensubu ve hiç de hafife alınamayacak pozisyonlardaki şahıslardan birinin ; ‘Şimdi biz, yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin, bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır’  şeklindeki söylemi ortalığı kasıp kavuruyor. Benzer yöndeki açıklamalara daha sıklıkla rastlar olduk. Beklenmedik şeyler değil kanaatimce.

 

 

    Gerçi şaşıranlar da vardır illa ki. MHP Lideri Devlet Bahçeli, bu konuda ; “16 Nisan Halkoylamasından önce, Cumhurbaşkanı’nın bir başdanışmanı “halk kendi devletini kurmak için adım atıyor” demişti, hatırladınız mı?” şeklinde bir twit dahi paylaştı.

 

 

    Bahsi geçen dönemde, avazımızın çıktığı kadar, o sözler ve daha da beterlerini duyurmaya çalışmış ve de bugünlerin, hatta daha da beterlerinin gelebileceği yönündeki öngörülerimizi paylaşmıştık. Lakin, “Vatan için, devlet için, millet için, beka için, bir kere daha, her defasında, gene, ille de Evet!” denildi.

 

 

    Geldik bugüne. Neticede referandum bitti, 15 Temmuz üzerinden 1 seneden fazla süre geçti, şartlar, dengeler, kurallar daha farklı. Artık daha rahat kimileri. Sahipsiz , köpeksiz köyde, değneğe ihtiyaç duymadan, ıslık çalarak, türkü çığırarak, rahatça dilediklerini dillendirebiliyorlar.

 

 

    Her ne kadar “şahısların söylemleri kendilerini bağlar” tarzında açıklamalar yapılsa ve yükselen tepkilerden dolayı, AKP cenahından da bu söylemin kabullenilmediği yönünde çıkışlar gelse de, nüans farklılıklarına dikkat etmek gerekiyor. “Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür.” demekle iş bitmiyor. Bizler malum “Yeni Türkiye” denilen ülkede yaşıyoruz artık kimilerine göre! “Kurucusu kimdir?” diye sormak lazım adamlara. Cevabını alana kadar da ısrarla sormaya devam etmek…

 

 

    “18 Mart 1915’i yaşamadınız, okuyorsunuz ama 15 Temmuz’u yaşadık, dolayısıyla bu, bizim için çok daha anlamlı.” demiş zât-ı âlileri. Şaşırılacak şey mi? Daha doğrusu şaşıracak olan var mıdır memlekette? Elbette hayır. “Bize her yer Trabzon.” durumu hakim zira. Öyle de olsa, böyle de olsa, biz bildiğimizden şaşmaz, inanmak istediğimize inanırız, olur biter. Neyse, o sözler de şahsın kendisini bağlar, ben aynı hissiyatta değilim!

 

 

    Bu topraklar üzerindeki sosyolojik manada sınıflandırmakta zorlandığım canlı güruhu için, her şey normal, imkan dahilinde, olabilir, kabullenilebilir. Hele “bizden” kaynaklı ise, sorgulanamaz da. Hem abartmaya, mübalağaya da gerek yok. 18 Mart’ı okumak, üzerinde düşünmek, 15 Temmuz’u yaşamak, anlamak, idrak etmek??? Okumak, anlamak, düşünmek, idrak etmek, sorgulamak kim, bizler kimiz? Kaldı ki, inanın 18 Mart’ı da okumuyorlar zaten. Hem “Yok ki!” diyorlar! Ne 18 Mart, ne Kurtuluş Savaşı var onlara sorarsanız. Şehitlikler dahi “YOK” hükmünde kimilerince.

 

 

    Tarihini okumayanların, dini kaynaklarını okuduklarına inanıyor musunuz? Genel manada Kur’an-ı Kerim’i de okumuyorlar. Okuyorum diyenler de papağan gibi zaten, içeriğini değil, suretini okuyorlar. Bu sebepten de manaya vakıf değiller. Okumadığı, anlamadığı, sindirmediği şey, kalbinde yer ediyor mudur peki? Bilinmeyen, anlaşılmayan, kalplere sirayet etmeyen şeye iman edilmiş olunuyor mudur? Yaşayışa aksetmesini beklemek mümkün müdür? Etrafınıza bakın ve cevabını görün. Netice; aslında ne okuyor, ne de yaşıyorlar. Varlar ama… Varlar ve de “alınları secde görüyor!” Öyleyse sorun yok!

 

 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Biliyorlar ki, camiden, mescitten terörist çıkmaz.” demiş. Daha önce de ; “İmam Hatip’ten çıkmaz.” demişti. Abdurrahman Dilipak ise ; “Camilerde rüşvet pazarlığı yapılıyor!” demiş! Görmez’in son söyledikleri zaten ortada. Unutmadan, bir de ; “5 vakit namazı, camide, cemaatle kılanlar, cennete giremezler, çünkü mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır.” diyenler var.

 

 

    Bunlar bir de devleti, orduyu da beğenmedikleri için, vergi de vermiyorlar. “Devletten kaçırabildiğin kadar kaçır!” diye fetvalar havalarda uçuşuyor. “Bu ordu için ölürsen şehit olmazsın!” denildiği için, kırk türlü fırıldaklık edip, kendi tarikatine bağlı doktorların verdiği deli raporları ile askerlikten “yırtan” cennetliklerimiz (!) mevcut. Üstüne üstlük, mürşitleri olmasına rağmen, 5 vakit camiye de gitmiyorlar, bir o kısımı anlamakta zorlanıyorum!

 

    İşte o kısımı anlayamayınca da karar vermekte zorlanıyor insan haliyle. Devlet öyle, cami böyle, mescit şöyle mi? Kaldık mı arada şimdi???

BENZER KÖŞE YAZILARI

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

DİĞER YAZILARI

Ya herru, ya merrü…

Ekim 25, 2017

Olanla ölene ağlamak

Eylül 17, 2017

Bayram, bize bayram…

Eylül 1, 2017

Necdet Sancar’ı bu sebeple çok sevdim

Necdet Sancar ağabey Atsız hocanın yanında hep ikinci plana atılır hatta hatırlanmaz bile.. Sancar ise...

Ekim 7, 2017

Ferhat Kırılmazoğlu yazmış,Ben köşeme taşıdım

Büyük dedem Seyit Ahmet Çavuş farklı cephelerde 11 yıl savaşır. Balkan harbinden hemen önce terhis...

Eylül 30, 2017

Rüzgarınız bol olsun… !

Aslında benim dūnden beri bir bakıma söylemek istediğim ; Kerkük ve Türkmen meselesi, sadece iktidarın...

Eylül 28, 2017

Hüseyin Sözer-Hz. Hüseyin, Kerbela ve Türkler

14 asır evvel Kerbelâ’da dünya tarihinin en büyük trajedisi sergileniyordu. Binlerce kişilik ordusuyla Yezid (lanet...

Eylül 28, 2017

Kerkük’e de gidilir, Gazze’ye de ama bu şekilde değil !

Ülkücüler, Devlet Bahçeli’nin gerektiğinde siyasi figüranı ve milliyetçi oyları toplama taşeronu olmak zorunda değiller… Devletin...

Eylül 28, 2017